İletişimin tanımını aktaralım. İletişim: Davranış değişikliği meydana getirmek üzere; fikir, bilgi, haber, tutum, duygu ve becerilerin paylaşılmasıdır. Sadece, yazılı ve sözlü konuşmaları değil; müzik, resim, heykel, tiyatro, bale, dans gibi insan davranışlarını içerir.
Geçmişte dumanla iletişim kuruluyor, güvercinlerle haberleşme sağlanıyordu. Günümüz teknolojisinde dünyanın en uzak yerindeki insanlarla yanımızda gibi iletişim kurabiliyoruz.
Günümüzde farklı iletişim yöntemleri öne çıkmaya başladı. İletişim; televizyon, radyo, telefon, gazete, dergi, bilgisayar, internet aracılığıyla kurulmaya başladı.
Bugün bilgisayar aracılığıyla internet; televizyonun, radyonun, telefonun,  gazetenin, dergininin hepsini kapsamaya başladı. Aptal kutusu olarak değerlendirilen televizyonlar, yerini bilgisayarlara ve akıllı telefonlara bırakmaktadır.
İletişim kolaylaşmaya ve hız kazanmaya başladı. Dumanla iletişim, güvercinlerle iletişim yerine bilgisayarlar, cep telefonları iletişim için en önemli araç haline geldi. Dijital iletişime doğru hızlı bir geçiş yapılmaktadır.
Hayatımız çok hızlı akmaya başladı. Hayatımızda kısa süre önce çok önem taşıyan bir durum şimdi gelişmeler karşısında önemini yitiriveriyor. Hayat, düşündüğümüzden daha hızlı değişmektedir. 
Üzülerek belirtmeliyiz ki uzaktakiler yakın olurken, kolay iletişim kurulabilirken dost ve akrabalarımızı ihmal edip iletişim kurmakta yavaş davranabiliyoruz.
Genç kuşak, dünyayı bilgisayar, cep telefonu ve internet üzerinden takip etmeye başladı. Gençlerin internette geçirdiği süre dört saat civarında. Yeni teknolojik cihazlarla, sosyal medya önemli olmaktadır. Dijital iletişim ve dijital vatandaş kavramı gittikçe öne çıkmaya başladı. İnsanlar dijitalleşiyor ve daha fazlasın talep ediyor. İnterneti olmayan her cihaz sorgulanmaya başladı.
Dijital iletişim kuranlar, 140 karakterlik mesajlara, kısa videolara, ilginç fotoğraflara, farklı yayınlara daha çok itibar gösteriyorlar. Anında iletişim kurabiliyorlar ve geri bildirim alabiliyorlar.
Dijital iletişim kuran vatandaşlar için iyi politikacı; dijital iletişim kurabilen, iyi twitter mesajı atabilen, face’de iyi mesaj aktarabilen kişi demek. İnsanlara hitap etmek isteyenler, “yan yana”, “can cana” olmak isteyenler bu insanların isteklerini de göz önüne almak durumundadırlar.
Siyaset kurumu sosyal medya olarak algılanan internet teknolojisinin getirdiği yenilikleri fark ederek değerlendirmeli ve yeni kavramlara göre hareket edebilmelidir.
Sosyal medya üzerinden iletişim kurmak, bilgi üretmek, geliştirmek, hızlı bir şekilde yaymak çok kolay hale geldi. Sosyal medyada kimliğiniz, statünüz, bulunduğunuz yer, yaşadığınız zamanın önemi yok. Yapılacaklar ise sınırsız görünüyor.  Haberin kaynağı, sizin de haberci olup olmanız önemli değil. Bazı durumlarda gerçeğin bile önemi yok. Çünkü insanlar algıladıklarına, inanmak istediklerine inanıyorlar.
İnsanlar bilgi üretiyor, üretilen bilgileri başkaları ile paylaşıyor, bilgileri yayıyorlar.  Dijital iletişim kuranların dünyasında iletişim geri bildirim ilkesi geçerli olmaktadır. Bilgiler, bildirimler iki taraflı olmaktadır.
İnternet üzerinden istediğiniz yerlere kısa zamanda ulaşabiliyorsunuz. İnternet üzerinde birilerinin onayına, iznine gerek yok. Bu da insanlar için çok daha cazip olmaktadır. İletişim yöntemleri internet üzerinde birleşmektedir.
Bilgi internet üzerinde çok hızlı yayılmaktadır.  İnternetin bilgi üretme, bilgi yayma ve kitlelere ulaştırma konusunda hızı, en önemli ayrıcalığı olmaktadır. Dijital iletişim, insan hayatında çok daha önemli bir yer alacak görünüyor.
KİTAP OKUMAK...   

Okumak, derin bir sevginin adıdır…   Okumak, bizi mutluluğa götüren yoldur… Okumak, masum bir çocuğun gülümsemesidir…   Okumak, insanların huzur veren gülüşünü yakalamaktır… Okumak, acılı zamanlarımızda dosttur… Okumak, anne içtenliğini ve samimiyetini, sıcaklığını hissetmektir… Okumak, bir baba şefkatiyle sarılmaktır… Okumak, yaralarımıza merhem olmaktır… Okumak, acılarımızı dindirmektir… Okumak, vefa göstermektir… Okumak ki bazen bir yağmur olur usul usul yağar gönlümüze, ışık saçar ruhumuza. Okumak, gönüllere yağmur gibi yağmaktır… Okumak, gönlümüze ışık tutmaktır… Okumak, insanı olgunlaştıran derin bir aşktır… Okumak, sonu gelmeyen bir şarkıdır… Okumak, çağlara, zamana meydan okumaktır… Okumak, tüm karanlıklara inat, fener tutmaktır… Okumak, çağı aydınlatmaktır… Okumak pırıltılı şehirlerde yaşamaktır… Okumak hayatı anlamaktır. Okumak ki bazen bir yağmur olur usul usul yağar gönlümüze, ışık saçar ruhumuza. Okumak ki insanı insan eden derin bir aşktır sonu hiç bitmeyen, çağlara zamanlara meydan okuyan.. Okumak var olmaktır tüm karanlıklara inat, geleceğin tertemiz, mis kokulu nesillerine en güzel mirastır canlara can katan.. Okumak sarılmaktır huzura, yemyeşil ağaçların gölgesinde geleceği görmektir en pırıltılı haliyle..   Okumak ki bazen bir yağmur olur usul usul yağar gönlümüze , ışık saçar ruhumuza.   Okumak ki insanı insan eden derin bir aşktır sonu hiç bitmeyen , çağlara zamanlara meydan okuyan.. Okumak var olmaktır tüm karanlıklara inat , geleceğin tertemiz , mis kokulu nesillerine en güzel mirastır canlara can katan.. Okumak sarılmaktır huzura, yemyeşil ağaçların gölgesinde geleceği görmektir en pırıltılı haliyle..   Okumak, hayatı hissetmektir…   Okumak, gelecek nesillere mirastır... Okumak değerli insanları takdir etmektir. Okumak insanları alkışlamaktır. Okumak gençler için meyve veren ağaçlar dikmektir. Okumak, ağaçların gölgesinde dinlenmektir… Okumak, geleceği bahar olarak görmektir… Okumak, mis kokulu çiçek bahçesine girmektir… Okumak, canlara can katmaktır… Okumak, huzura sarılmaktır… Okumak sevgileri paylaşmaktır. Okumak, yaşadığını hissetmektir… Kitap okumak, yaşamın anlamını bulmaktır…   

MURAT ERTAN EĞİTİM BİLİMLERİ UZMANI KİŞİSEL GELİŞİM UZMANI
1-      Güzel Türkçe konuşmalıyız. 2-      Dilimizi korumalıyız. 3-      İletişimi önemsemeliyiz. 4-      Sevgi ve saygıya dayalı iletişim kurabilmeliyiz. 5-      Duygusal iletişim ve doğru iletişim çocuklara yansıtılmalıdır. 6-      İnsan ilişkileri ve görgü kuralları geliştirilmelidir. 7-      Okuma alışkanlığı önemsenmelidir. 8-      Çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmak için kitap fuarlarına, kitapçılara ve kütüphanelere birlikte gitmeliyiz. 9-      Aile ortamında ve toplumda çocuklara doğru model olmalıyız. 10-   Çocuk yetiştirmede ceza değil, takdir önemlidir. 11-   Çocuklar güven içerisinde isteklerini, düşüncelerini anne ve babaya iletebilmelidir. 12-   Cezalandırıcı tutumlara girilmemelidir. 13-   Oyuna yeterli zaman ayırmalıdır. 14-   Çocuklarıma plan oluşturmalıyız 15-   Çocuklarımıza karşı tutarlı olmalıyız. 16-   Karalarımızda anne baba uyumlu olmalıdır. 17-   Çocuklar bir çiçektir, çiçek gibi bakılır, büyütülür, sevgi ile beslenir. 18-   Çocuklarımız gelecek çağlara göre eğitilmelidir. 19-   Tutumlu olmayı, cimri olmadan öğretmeliyiz. 20-   Çocuklarımızı teknolojinin imkânlarından kontrollü olarak yararlanmalıdır. 21-   Çocukların gece uyuması sağlanmalı, çünkü büyüme hormonları gece 23:00- 01:00 arasında çalışır. 22-   Çocukla kahvaltı yaptırmalı ve bunu alışkanlık haline getirmeliyiz. 23-   Giyimde, yemekte, içmede, temizliğe ve hijyene dikkat edilmelidir. 24-   Çocuklara ölçülü para verilmeli ve paralarını nasıl harcadıkları kontrol edilmelidir. 25-    Çocuklar için çevre faktörü çok önemlidir. Olumlu çevre oluşturulmalıdır.   26-  Arkadaş grubuna dikkat edilmeli, arkadaşlarını ve ailelerini tanımalıyız.   27-  Ailemizdeki bireylerin önemli günleri önemsenmelidir.   28-  Çocuklarımıza söz verdiğimizde yerine getirmeliyiz.   29-  Yapamayacağımız vaatlerde bulunmamalıyız,  30-  Temiz ve en güzel şekilde giyinerek doğru model olmalıyız.  31-  Çocuklarımızı çok sıkmamalı, çok da serbest yetiştirmemeliyiz.  32-  Sevdirerek ve güven vererek yaşamayı öğretmeliyiz.  33- Dengesiz beslenme, aşırı şımartma, disiplin ve gevşeme davranış bozuklukları oluşturabilir. 34-  Fazla hoşgörü, itaatsiz, mızıkçı bir yapı oluşturabilir. 35-  Aşırı isteklere fren konulmalı, ölçülü olunmalı, paylaşma duygusu geliştirilmelidir. 36- Çocukların yanında sorunlarımızı tartışmamalıyız. 37- Gerektiğinde Duygu yüklü cezalara yönelmeliyiz. (ders çalışmazsa, isteklerini erteleme, bekletme gibi). 38-  Paylaşmayı çok iyi öğretmeliyiz, paylaşamayan çocuk kıskanç, cimri ve bencil olur, 39-  Arkadaşları ile paylaşımı teşvik için misafirperver olmalıyız. 40-  Dersi ve ödevi severek, zevkle yapmasını sağlayalım. 41-  Evimizin en güzel yerlerini kendimiz için de kullanalım. 42-  Evimiz çocukların huzur bulacağı şekilde düzenlenmelidir. 43-  Evimiz aile için mutluluk bahçesi olarak algılanmalıdır.
Doğru tercihler, iyi bir liseye girmek için çok önemlidir. 1- Tercihinize ve geleceğinize karar verme sorumluluğunun yalnızca size ait olduğunu önemseyin. Son karar sizin olmalıdır. 2- Tercih yaparken mutlaka alanında tecrübeli bir uzmandan yardım almalısınız. 3- Tercih listesi bir defa yapılacağı için önemle doldurulmalıdır. 4- OYP’si 196 ve üstü olan adaylar tercih yapabileceklerdir. 5- En çok istediğiniz programdan itibaren tercih ettiğiniz bölümleri sıralamalısınız. 6- Tercihlerinizi bir alttaki tercihinizle karşılaştırarak önceki tercihinizin daha çok istediğiniz bir okul olmasına dikkat etmelisiniz. 7- Tercih listesi kişiye özeldir. Arkadaşlarınızın sıralaması sizin için geçerli değildir. 8- Toplam 10 tercih yapılabilecektir. 9- Öğrenciler tercih listesinde,  gerçekten yerleşmek istediği okullara yer vermelidir. 10- Seçilen okulun özel koşulları titizlikle gözden geçirilmelidir. Örnek: sosyal bilimler lisesi beş yıldır. 11- Yerleştirme puanlarınızı, yüzdelik dilimlerinizi ve başarı sıralamalarınızı tercih etmeyi düşündüğünüz bölümlerin taban puanları, yüzdelik dilimleri ve geçen yıl o bölümü en son kazananların sıralamalarıyla karşılaştırmalısınız. 12- Aileler, öğrencinin istek ve beklentilerini göz önünde bulundurmalıdır. 13- Öğrenciler, ailenin sosyal ve ekonomik durumuna göre şehir dışı tercihlerinde dikkat etmelidir. 14- Yeni açılan liseleri iyi incelemelisiniz. 15- Kişisel özelliklerinizin yatkın olduğu alanları fark etmelisiniz. 16- Tercih listesinde yer vermeyi planladığınız okulların eğitim programı, sosyal koşulları hakkında bilgiye sahip olmalısınız. 17- Tercih işlemlerini 1–8 Ağustos tarihleri arasında yapabilirsiniz. 18- Elektronik ortamda tercih yapacak öğrenci ve veliler, tercihleri okulların tercih kodlarına göre bireysel olarak yapacaklardır. 19- Elektronik ortamda tercih yapmak istemeyen öğrenci ve veliler, “tercih ön çalışma formu”nu doldurup imzalayarak okul müdürlüğünde elektronik olarak onaylanmasını sağlamalıdırlar. 20- Tercihlerle ilgili her türlü düzeltme, elektronik onaylamadan önce yapılacaktır. 21- Okulların kayıt, kabul ve nakil işlemleriyle ilgili bilgilerin tercihlerden önce iyice incelenmesi gerekir. 22- Yerleştirme işlemi yapılarak öğrencilerin asıl ya da mülakat hakkı kazandıkları tercihleri belirlendikten sonra,  bir tercihine yerleşen öğrencilerin yerleştikleri tercihten daha üstteki tercihleri ile herhangi bir tercihine yerleşemeyen öğrencilerin tüm tercihleri dikkate alınarak yedek yerleştirme yapılacaktır. 23- Yedek yerleştirme sonucunda öğrenciler en fazla 3 tercihine yedek olabilir. 24- OYP ile öğrenci alan okulların yerleştirme sonuçları 24 Ağustos 2012 tarihinde ilân edilecektir. Öğrenciler T.C. kimlik numarası ve okul numarasıyla sonuç bilgilerini sorgulayabilecektir.   25- Yerleştirme sonuçları açıklanınca tercihlerinden birisini asıl olarak kazanan öğrenci, 27–31 Ağustos 2012 tarihleri arasında saat 17.00′ye kadar asıl olarak yerleştirildiği okula giderek kaydını yaptırabilecektir.   26- Yedek kayıt döneminde, boşalan kontenjanlar için yedek listede yer alan sıradaki öğrenciye kayıt hakkı verilmesi işlemi 12 Eylül 2012 saat 17.00′ye kadar sistem tarafından otomatik olarak yapılacaktır.  27- 12 Eylül 2012 saat 17.00 itibariyle kayıt hakkı kazanan adayların kayıtları ise 14 Eylül 2012 saat 17.00′ye kadar devam edecektir.  28- Yapılan yerleştirmelerin sonucunda bir ortaöğretim kurumuna yerleştirilemeyen, yerleştirildiği hâlde kayıt yaptırmayan veya kayıt yaptırıp sonra sildiren öğrenciler sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına kayıt yaptırabileceklerdir. 
Eğitim Bilimleri Uzmanı
Kişisel Gelişim Uzmanı MURAT ERTAN
Sınavlar geleceğimize yön veren, hayatımıza etki eden önemli bir faktördür. Sınavlara iyi hazırlanan, hazırlık sürecini planlı, etkili ve verimli değerlendiren öğrenciler hedeflerine daha kolay ulaşacaklardır.     Sınavdan önce iyi hazırlık yapanlar, konu eksiklerini giderenler, bilgiyi analiz edenler,  öğrenme için gerekli olan tekrarları yapanlar, verimli çalışanlar,  soruların mantığını anlayabilenler, test tekniğine uygun hareket edenler, sınavdan önce çok soru çözenler, hızlı soru çözebilenler, daha kolay sonuç alabilmektedir.          LYS test tekniğine yönelik sınavdır. Bu sınavda başarı için sorulara bakış açımız, analitik düşünce çok önemlidir. Bilgimizi doğru şekilde ve doğru zamanlama ile kullanmak önemlidir. Test çözme tekniğini bilmek, zamanı doğru kullanabilmek, sonuç için önemlidir.           Sınava girmeden adaylar kendilerini tanımalı; hangi yolu izleyeceğini, soruları nasıl çözeceğini, yöntemini belirlemeli, testlerdeki geçiş hızını iyi ayarlamayı bilmelidir.  


AİLELERE ÖNERİLER
Evde sakin ve ders çalışmak için uygun ortam hazırlamalıyız, Çocuklarımızı başkaları ile kıyaslamayız, Evde sınav konusunu az konuşalım, Çocuğumuzun psikolojisini anlamaya çalışalım, Aile olarak birlikte etkinliklere katılalım, Severek yaptıkları etkinliklere fırsat tanımalıyız, Gençlerin dinlenmeye, eğlenmeye, rahatlamaya ihtiyaçları var. Çocukların motivasyonları için birlikteliği artırmalısınız. Sürekli sınavı konuşmak gerginliğini artırır. Beklentilerimizi çocuğumuza hissettirmemeliyiz, Yaşadıklarımızı çocuğumuza yansıtmayalım, Öğrenciye geçmişte yaşadıklarını ifade etmemeliyiz, Önerilerde bulunmayın, Nasihat etmeyin, Uyku düzenine yardımcı olun Yiyeceklerine dikkat edin  


ÖĞRENCİLERE ÖNERİLER
Konu eksiklerinizi belirleyin Konu eksikleriniz olması doğal, buna takılmayın Puanı yüksek olan ders ve konulara öncelik verin Sistemli ve sürekli çalışmalısınız Zaman yönetimini planlamalısınız Sınavda dikkatimizi toplamalıyız Sınavda ne olursa olsun dikkatimizin dağılmasına izin vermemeliyiz. Sınavla ilgili tekrarlar yapılmalı SBS mantık ve analitik düşünme becerisi isteyen bir sınav, bunları geliştirmeniz gerekir. İki günde bir sınav süresi kadar soru çözmek alışmak açısından yararlı olacaktır Uyku düzeni çok önemli Gece uykusu çok önemli 23.00 den önce yatmanınız önerilir. Sabah erken kalkmak önemli Yedikleriniz önemli, alışık olmadığınız yiyecekleri yememelisiniz.  

Sınavdan bir gece önce;
v            Sevdiğiniz insanlarla sohbet edin. v            Beğendiğiniz bir film izleyin veya eğlenceli kitap, dergi okuyabilirsiniz. v            Alışık olmadığınız yemekleri yememelisiniz. v            Kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz. v            Ilık bir duş alabilirsiniz. v            Sınavda yanınızda bulundurmanız gereken evrakları (sınav giriş belgesi, kimlik belgesi) önceden hazırlayın. v            Daha önceki hayatınıza göre yaşayın. v            Uykunuza dikkat edin, önceki günlerdeki zamanınızda yatmaya çalışın. v            Uyuma zorluğu yaşarsanız ılık süt içebilirsiniz.


Sınav sabahı;
v            Zamanında uyanın, böylece gereksiz yere telaşa girmezsiniz. v            Güzel bir kahvaltı yapın, kahvaltı alışkanlığınıza uyun. v            Daha önceden alışık olmadığınız ürünleri tüketmeyin. v            Kahve, çay, kola kaygı düzeyinizi arttırır. Kafeinden uzak durmakta yarar var. v            Sınav yerine zamanında ulaşmaya çalışın. Erken gitmeniz kaygınızın yükselmesine, geç kalmanız ise telaşlanmanıza neden olacaktır.    

MURAT ERTAN
EĞİTİM BİLİMLERİ UZMANI KİŞİSEL GELİŞİM UZMANI

SBS ÖNCESİ AİLELERİN VE GENÇLERİN DİKKAT EDECEĞİ KONULAR

 

   Sınavlar geleceğimize yön veren, hayatımıza etki eden önemli bir faktördür. Sınavlara iyi hazırlanan, hazırlık sürecini planlı, etkili ve verimli değerlendiren öğrenciler hedeflerine daha kolay ulaşacaklardır.   

         Sınavdan önce iyi hazırlık yapanlar, konu eksiklerini giderenler, bilgiyi analiz edenler,  öğrenme için gerekli olan tekrarları yapanlar, verimli çalışanlar,  soruların mantığını anlayabilenler, test tekniğine uygun hareket edenler, sınavdan önce çok soru çözenler, hızlı soru çözebilenler, daha kolay sonuç alabilmektedir.

         SBS test tekniğine yönelik sınavdır. Bu sınavda başarı için sorulara bakış açımız, analitik düşünce çok önemlidir. Bilgimizi doğru şekilde ve doğru zamanlama ile kullanmak önemlidir. Test çözme tekniğini bilmek, zamanı doğru kullanabilmek, sonuç için önemlidir.

          Sınava girmeden adaylar kendilerini tanımalı; hangi yolu izleyeceğini, soruları nasıl çözeceğini, yöntemini belirlemeli, testlerdeki geçiş hızını iyi ayarlamayı bilmelidir.

 

AİLELERE ÖNERİLER

Evde sakin ve ders çalışmak için uygun ortam hazırlanmalı,

Çocuklarınızı başkaları ile kıyaslamayın

Evde sınav konusunu az konuşun

Çocuğunuzun psikolojisini anlamaya çalışın

Aile olarak birlikte etkinliklere katılın

Severek yaptıkları etkinliklere fırsat tanıyın

Gençlerin dinlenmeye, eğlenmeye, rahatlamaya ihtiyaçları var.

Çocuklarınızın motivasyonları için birlikteliğinizi artırmalısınız.

Sürekli sınavı konuşmak gerginliğini artırır.

Beklentilerinizi çocuğunuza hissettirmeyin

Yaşadıklarınızı çocuğunuza yansıtmayın

Öğrenciye geçmişte yaşadıklarını ifade etmeyin

Önerilerde bulunmayın,

Nasihat etmeyin,

Uyku düzenine yardımcı olun

Yediklerine dikkat edin

 

ÖĞRENCİLERE ÖNERİLER

Uyku düzeni çok önemli

Gece uykusu çok önemli 23.00 den önce yatmanınız önerilir.

Sabah erken kalkmak önemli

Yedikleriniz önemli, alışık olmadığınız yiyecekleri yememelisiniz.

Konu eksiklerinizi belirleyin

Konu eksikleriniz olması doğal, buna takılmayın

Puanı yüksek olan ders ve konulara öncelik verin

Sistemli ve sürekli çalışmalısınız

Zaman yönetimini planlamalısınız

Sınavda dikkatimizi toplamalıyız

Sınavda ne olursa olsun dikkatimizin dağılmasına izin vermemeliyiz.

Sınavla ilgili tekrarlar yapılmalı

SBS mantık ve analitik düşünme becerisi isteyen bir sınav, bunları geliştirmeniz gerekir.

İki günde bir sınav süresi kadar soru çözmek alışmak açısından yararlı olacaktır

 

Sınavdan bir gece önce;

v            Sevdiğiniz insanlarla sohbet edin.

v            Beğendiğiniz bir film izleyin veya eğlenceli kitap, dergi okuyabilirsiniz.

v            Alışık olmadığınız yemekleri yememelisiniz.

v            Kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz.

v            Ilık bir duş alabilirsiniz.

v            Sınavda yanınızda bulundurmanız gereken evrakları (sınav giriş belgesi, kimlik belgesi) önceden hazırlayın.

v            Daha önceki hayatınıza göre yaşayın.

v            Uykunuza dikkat edin, önceki günlerdeki zamanınızda yatmaya çalışın.

v            Uyuma zorluğu yaşarsanız ılık süt içebilirsiniz.


Sınav sabahı;

v            Zamanında uyanın, böylece gereksiz yere telaşa girmezsiniz.

v            Güzel bir kahvaltı yapın, kahvaltı alışkanlığınıza uyun.

v            Daha önceden alışık olmadığınız ürünleri tüketmeyin.

v            Kahve, çay, kola kaygı düzeyinizi arttırır. Kafeinden uzak durmakta yarar var.

v            Sınav yerine zamanında ulaşmaya çalışın. Erken gitmeniz kaygınızın yükselmesine, geç kalmanız ise telaşlanmanıza neden olacaktır.

 

 

MURAT ERTAN

EĞİTİM BİLİMLERİ UZMANI

KİŞİSEL GELİŞİM UZMANI

Özgüven; kendimize yönelik iyi duygular geliştirerek, kendimizi iyi hissetmemiz demektir. Kendimiz olmaktan memnun olmak kendimiz ve çevremizle barışık olmamız demektir. “Sevilebilir ve sevmeyi becerebilir olma" duygusudur.   Başarıya ulaşmanın dört sırrı:  İstediklerimizi net olarak tanımlamalıyız.  Çevremizdekilere hoş görünmeliyiz.  Zorluklarla başa çıkmayı başarabilmeliyiz.  Kendimize saygı duyulmasını sağlamalıyız.   Tartışmayı kazanmak için taktikler:  Düşünmeliyiz.  Etkili dinlemeliyiz.  Karşınızdakini anlamaya çalışmalıyız.  Doğru sorular sormalıyız.  Karşı tarafa olumlu duygular iletmeliyiz.  Kişisel istekte bulunuyormuş gibi konuşmalıyız.  Tezimizi desteklemek için araştırma ve istatistiklerden yararlanmalıyız.   Beyninizin daha iyi çalışması için 8 formül:  Yaşamımızı kontrol etmeye başlamalıyız.  Doğru nefes almayı öğrenmeliyiz.  Doğru beslenmeliyiz.  Uyku düzenimiz olmalıdır.  Stresle başa çıkmayı ve rahatlamayı öğrenmeliyiz.  Zor konuşmalar ve tartışmalara girmemeliyiz.  Üreticiliğimizi geliştirmeye çalışmalıyız.  Kendimiz hakkında olumlu bir imaj oluşturmalıyız.  

 
ÖZGÜVENİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ÖNERİLER

İç konuşma yapmalıyız. Kendimizi sevmeliyiz. Kendimizi tanımalıyız. Hedef koymalıyız. Pozitif düşünmeliyiz. Etkili iletişim kurabilmeliyiz. Doğru ifade yeteneği oluşturabilmeliyiz. Duygularımız ile başa çıkabilmeliyiz. Kimsenin mükemmel olmadığını fark etmeliyiz. Kişisel değerlendirme yapmalıyız. Güçlü yönlerimizi belirleyerek onların üstünde daha çok durmalıyız.  Denediğimiz her yeni şey için kendinize şans tanımalıyız.  Önemli olan elde edilen sonuç değil, bu yolda harcanan çabalardır.  İnsanların becerileri vardır, biz de onların yapamadığı bazı şeyleri yapabiliriz.  Her yeni deneyime yeni bir öğrenme fırsatı olarak bakabilmeliyiz.  Enerjik olmak için bazı insanları örnek alabiliriz.  Hata yapmaktan korkmamalıyız.  Başarısızlıkların ders ya da başarı yolunda küçük molalar olduğunu düşünmeliyiz. Sorumluluk almalıyız.  Sorumlulukları zamanında ve doğru bir şekilde yerine getirmeliyiz. Cesaretli olmalıyız. Aktif olmalıyız. Girişken davranmayı öğrenmeliyiz. Fikirlerimizi daha sesli ifade etmeliyiz. Yaşamdaki başarılarımızı hatırlamalıyız. Yeteneklerimizi, becerilerimizi aklımıza getirmeliyiz. Yeteneklerimizi önemsemeliyiz. Kendimizi takdir etmeyi bilmeliyiz.  Elde ettiğimiz başarılarla özgüvenimiz artacaktır.

YGS ÖNCESİ AİLELERİN VE GENÇLERİN DİKKAT EDECEĞİ KONULAR

 

   Sınavlar geleceğimize yön veren, hayatımıza etki eden önemli bir faktördür. Sınavlara iyi hazırlanan, hazırlık sürecini planlı, etkili ve verimli değerlendiren öğrenciler hedeflerine daha kolay ulaşacaklardır.   

         Sınavdan önce iyi hazırlık yapanlar, konu eksiklerini giderenler, bilgiyi analiz edenler,  öğrenme için gerekli olan tekrarları yapanlar, verimli çalışanlar,  soruların mantığını anlayabilenler, test tekniğine uygun hareket edenler, sınavdan önce çok soru çözenler, hızlı soru çözebilenler, daha kolay sonuç alabilmektedir.

         YGS test tekniğine yönelik sınavdır. Bu sınavda başarı için sorulara bakış açımız, analitik düşünce çok önemlidir. Bilgimizi doğru şekilde ve doğru zamanlama ile kullanmak önemlidir. Test çözme tekniğini bilmek, zamanı doğru kullanabilmek, sonuç için önemlidir.

          Sınava girmeden adaylar kendilerini tanımalı; hangi yolu izleyeceğini, soruları nasıl çözeceğini, yöntemini belirlemeli, testlerdeki geçiş hızını iyi ayarlamayı bilmelidir.

 

AİLELERE ÖNERİLER

Evde sakin ve ders çalışmak için uygun ortam hazırlanmalı,

Çocuklarınızı başkaları ile kıyaslamayın

Evde sınav konusunu az konuşun

Çocuğunuzun psikolojisini anlamaya çalışın

Aile olarak birlikte etkinlikle katılın

Severek yaptıkları etkinliklere fırsat tanıyın

Gençlerin dinlenmeye, eğlenmeye, rahatlamaya ihtiyaçları var.

Çocuklarınızın motivasyonları için birlikteliğinizi artırmalısınız.

Sürekli sınavı konuşmak gerginliğini artırır.

Beklentilerinizi çocuğunuza hissettirmeyin

Yaşadıklarınızı çocuğunuza yansıtmayın

Öğrenciye geçmişte yaşadıklarını ifade etmeyin

Önerilerde bulunmayın,

Nasihat etmeyin,

Uyku düzenine yardımcı olun

Yediklerine dikkat edin

 

ÖĞRENCİLERE ÖNERİLER

Uyku düzeni çok önemli

Gece uykusu çok önemli 23.00 de yatmanınız önerilir.

Sabah erken kalkmak önemli

Yedikleriniz önemli, alışık olmadığınız yiyecekleri yememelisiniz.

Konu eksiklerinizi belirleyin

Konu eksikleriniz olması doğal, buna takılmayın

Puanı yüksek olan ders ve konulara öncelik verin

Sistemli ve sürekli çalışmalısınız

Zaman yönetimini planlamalısınız

Sınavda dikkatimizi toplamalıyız

Sınavda ne olursa olsun dikkatimizin dağılmasına izin vermemeliyiz.

Sınavla ilgili tekrarlar yapılmalı

YGS mantık ve analitik düşünme becerisi isteyen bir sınav, bunları geliştirmeniz gerekir.

ÖSYM’nin soru biçimine hazırlanmalısınız

İki günde bir sınav süresi kadar soru çözmek alışmak açısından yararlı olacaktır

 

Sınavdan bir gece önce;

v            Sevdiğiniz insanlarla sohbet edin.

v            Beğendiğiniz bir film izleyin veya eğlenceli kitap, dergi okuyabilirsiniz.

v            Alışık olmadığınız yemekleri yememelisiniz.

v            Kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz.

v            Ilık bir duş alabilirsiniz.

v            Sınavda yanınızda bulundurmanız gereken evrakları (sınav giriş belgesi, kimlik belgesi) önceden hazırlayın.

v            Daha önceki hayatınıza göre yaşayın.

v            Uykunuza dikkat edin, önceki günlerdeki zamanınızda yatmaya çalışın.

v            Uyuma zorluğu yaşarsanız ılık süt içebilirsiniz.


Sınav sabahı;

v            Zamanında uyanın, böylece gereksiz yere telaşa girmezsiniz.

v            Güzel bir kahvaltı yapın, kahvaltı alışkanlığınıza uyun.

v            Daha önceden alışık olmadığınız ürünleri tüketmeyin.

v            Kahve, çay, kola kaygı düzeyinizi arttırır. Kafeinden uzak durmakta yarar var.

v            Sınav yerine zamanında ulaşmaya çalışın. Erken gitmeniz kaygınızın yükselmesine, geç kalmanız ise telaşlanmanıza neden olacaktır.

 

 

MURAT ERTAN

EĞİTİM BİLİMLERİ UZMANI

KİŞİSEL GELİŞİM UZMANI

Ruh, insana hayat veren ve onu düşünen, anlayan, idrak eden, maddî olmayan, ölümsüz varlık. Can, nefes, öz, nefis, ilham, vahiy, Cebrail vb. anlamları vardır.   Ruh kavramı, insanın yaşam ve var oluşuyla ilişkilendirilmiş, tarih boyunca üzerinde durulmuş, hakkında çeşitli açıklamalar getirilmiş ve tezler ileri sürülmüştür. Ancak, ruhun madde dışı bir yapıya sahip olması onun tanımlanmasını imkânsız kılmakta ve ileri sürülen görüşleri askıda bırakmaktadır. Ruh, birçok felsefi ekole göre, bedeni ayakta tutan hayat kuvvetinden ibaret sayılmayıp, bizzat nefsin kendisidir.   İnsanlık tarihi boyunca, maddî özelliklerden tamamen somutlanmış bir ruh kavramının varlığı değişik topluluk ve kültürlerce kabul görmüştür. Cismanî cesetten farklı, onun içine yerleşmiş maddesiz ve ölümsüz bir varlığın bulunduğuna inanılmıştır.   Günümüzde insan, modernleşme çabaları ile bireye dönüşmüş inanç, ilke ve değerlerden yoksun kalabalıklar içerisinde sorunlu, bunalımlı ve yalnız birey niteliğini almıştır. İçinde yaşadığımız toplumsal yaşamda birey; kendisine yön verecek, hayatını yapılandıracak bilgi ve modele ihtiyaç duymaktadır.    Birey’in kişilik ve ruh sağlığı sorunlarının temelinde akıl, ruh ve davranış bütünlüğünün ilişkilerinde sağlıklı bir şekilde yapılanmaması ve hayatın içerisinde örnek alabileceği bilge, lider ve model şahsiyetlerden yoksun olmasına bağlayabiliriz. Birey her şeyden önce kendisiyle temas kurarak kendine dokunmalı ve sorgulamalıdır. Hadiste “Kendini bilen rabbini bilir.” buyruluyor. İnsanın kendini tanımaya çalışması şart. Kendimizden giderek ona ulaşacağız!   Kendini tanıma ve anlama yolculuğunda ruhunun derinliklerine doğru yol alarak sabırla, bilincini ve vicdanını harekete geçirerek, iç huzur ve farkındalık geliştirme çabası ortaya koymalıdır.   Birey’in kendini geliştirme, farkındalık arttırma çabası değişiminin ve dönüşümünün kaynağını oluşturmaktadır. Birey kendi iç kaynaklarını harekete geçirerek, var olmaya doğru duygu, düşünce ve davranış bütünlüğünü ortaya koyan insana dönüşecektir.    “İrade” gerçeği ise, başlı başına bir harikadır. Seçmek, karar vermek, ayırmak, istemek, reddetmek, bilgisiz bir et yığınının yapacağı işler değildir. En mükemmel uzuv olan beynin, irade sahibi olmasını sağlayan ruhtur.   Kişilik, kimlik gibi kavramların yerini statü, para ve satın alınan mal veya mülk almıştır. İnsanlar toplum hayatı içerisinde var olmakla değil sahip oldukları ile yer edinme çabası içerisine girmişlerdir.   İnsan var oluş temelini akıl, ruh ve inancından aldığı kaynaklarla oluşturabilmekte, bu kaynakları keşfedebilme, anlama seviyesine bağlı olarak, hayatına olumlu yön verebilmektedir.   İnsan modern dünya düzeni karşısında, kendisini yeniden tanımlama ve oluşturma arayışı ile tüketen bir değer değil, üreten bir değer olmalıdır.  Var olan insan, mutluluğu güven duygusuyla içsel huzurda yakalayarak, yaşadığı ortamda pozitif bir değer olup, sorun değil çözüm kaynağıdır. İçinde yaşadığı topluma güvenli, cesur ve girişimci duruşuyla yön vererek insanlığın yeniden yapılanma sürecinde model davranışlar ortaya koyar. Böylece sosyal bir varlık olarak sadece kendinin değil insanlığın sorunlarına çözüm bulabilir.   İnsanlık topluluğunda hoşgörü, barış, huzur ve adaletin yeniden inşa sürecinde kendinden başlayarak sahip olma yerine var olma arayışı içerisinde olan, bireyden insana dönüşen şahsiyetler olabilmek dileğiyle…
Büyük hedefleri olan, yeniliklere açık, risk almayı seven insanlar için hata yapmak kaçınılmazdır. Hata yapmak insana özgüdür, başarı için risk almak gerektiğinden hata da kaçınılmaz olarak görülmektedir.             Hatalardan ders aldığımız sürece güçlüyüz. Başarılı olmak isteyen yöneticiler hatalarını fark eden ve bundan ders çıkaranlardır. Hatalardan ders çıkarıp, süreci iyi takip edenler, hatalarını önceden görüp tedbir alanlar çözüm için adım atmış sayılırlar.             Hatalarımızda başkalarını suçlamadan, kendimize, arkadaşlarımıza itiraf edebilmeliyiz. Hatanın nedenlerini ve çözüm yollarını araştırıp, geri bildirimleri değerlendirerek hareket etmeliyiz.             Başarılı insanlar hata yapmayan değil, aldıkları kararlar ve çözümler ile hatalarını düzelten ve çözüm oluşturanlardır.             Hata başarılı ve akıllı bir yönetici için olumlu bir durumdur; çünkü hata diğer aşamaların da incelenmesini sağlamaktadır.             Hatalardan ders çıkarmanın yolu, hatayı kabullenerek insanlarla paylaşmak geliyor. -Hata yaptığınızı kabul edin: hatayı kabul ederek saklamaya çalışmayın Hatanızı paylaşın: hatayı kendiniz ile ve insanlar ile paylaşın Hatanız için başkasını suçlamayın: hata için başkalarını suçlamadan kabullenin. Hata için özür dileyin: sorumluluğu alarak özür dileyin. Yöneticilerinize hatayı düzeltme planıyla gidin: hatayı düzeltip sorunu nasıl çözeceğinizi anlatın. Hatanın nedenlerini bulun: hatanın altında yatan nedenleri araştırın ve bulun. Hatalarınızdan ders çıkarın: Bilgi ve birikim artırmanın en kolay yolu hatalardan ders çıkarmaktır. Hatalar başarı için önemli faktördür. Başarmanın önemli yolu hatalarımızdan ders alıp yeni hatalar yapmamaya çalışmaktır.

BAŞARI PRENSİPLERİ

 

v     Gülümseyin...

v     İnsanlara ismiyle hitap edin...

v     Konuşmalara dostça başlayın...

v     Konuşmalara içten bir iltifat ve övgüyle başlayın...

v     İnsanlara içten ilgi duyun...

v     Empati kurun...

v     İyi bir dinleyici olun…

v     İnsanlara ilgilendiği şeylerden bahsedin...

v     Bırakın konuşmanın çoğunu karşınızdaki yapsın...

v     İnsanların, kendilerini önemli hissetmesini sağlayın…

v     İnsanlara iletişim kurmak için cesaret verin,

v     İnsanlara kendinden bahsetmesi için cesaret verin...

v     İnsanlarda güçlü bir istek uyandırın yüreklendirin...

v     Fikirlerinizi canlandırın...

v     İnsanların fikirlerine saygı gösterin…

v     İnsanların düşünce ve isteklerine anlayışla yaklaşın...

v     İnsanları dürüstlük ve içtenlikle övün...

v     Övgü ve takdirlerinizde içten ve cömert olun...

v     Eğer hatalıysanız, bunu hemen kabul edin...

v     İnsanları eleştirmeden önce kendi hatalarınızdan bahsedin...

v     İnsanların hatalarına, üstü kapalı bir şekilde değinin...

v     İnsanların hatalarını düzeltmesine yardımcı olun…

v     Eleştirme, erteleme, suçlama, şikâyet etmeyin...

v     Karşınızdakinin gururunu incitmeyin…

v     İnsanlara asla “yanılıyorsun’’ demeyin...

v     Bir tartışmadan en iyi sonucu almanın tek yolu, tartışmamaktır…

İnsanlara SEVGİ gösterin...

SINAVDA DİKKAT EDİLECEK KONULAR

 

Sınavlar geleceğimize yön veren, hayatımıza etki eden önemli bir faktördür. Sınavlara iyi hazırlanan, hazırlık sürecini planlı, etkili ve verimli değerlendiren öğrenciler hedeflerine daha kolay ulaşacaklardır.

   YGS ve LYS, test tekniğine yönelik sınavlardır. Bu sınavlarda başarı için sorulara bakış açımız çok önemlidir. Bilgimizi doğru şekilde ve doğru zamanlama ile kullanmak önemlidir. Test çözme tekniğini bilmek, zamanı doğru kullanabilmek, sonuç için önemlidir.

   Sınavdan önce iyi hazırlık yapanlar, konu eksiklerini giderenler, öğrenme için gerekli olan tekrarları yapanlar, sınavdan önce çok soru çözenler, verimli çalışanlar, soruların mantığını yakalamayı başaranlar, sınava kendini daha hazır hissedeceklerdir.

   Sınava girmeden adaylar kendilerini tanımalı; hangi yolu izleyeceğini, soruları nasıl çözeceğini, yöntemini belirlemeli, testlerdeki geçiş hızını iyi ayarlamayı bilmelidir.

   Bilgiyi analiz edenler, hızlı soru çözebilenler, soruların mantığını anlayabilenler, test tekniğine uygun hareket edenler daha kolay sonuç alabilmektedir.

 

Sınavdan bir gece önce;

 

v            Sevdiğiniz insanlarla sohbet edin.

v            Beğendiğiniz bir film izleyin veya eğlenceli kitap, dergi okuyabilirsiniz.

v            Alışık olmadığınız yemekleri yememelisiniz.

v            Kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz.

v            Ilık bir duş alabilirsiniz.

v            Sınavda yanınızda bulundurmanız gerekenleri (sınav giriş belgesi, kimlik belgesi) önceden hazırlayın.

v            Daha önceki hayatınıza göre yaşayın.

v            Uykunuza dikkat edin, önceki günlerdeki zamanınızda yatmaya çalışın.


Sınav sabahı;

 

v            Zamanında uyanın, böylece gereksiz yere telaşa girmezsiniz.

v            Güzel bir kahvaltı yapın, kahvaltı alışkanlığınıza uyun.

v            Daha önceden alışık olmadığınız ürünleri tüketmeyin.

v            Kahve, çay, kola ve benzeri içecekler kaygı düzeyinizi arttırır. Kafeinden uzak durmakta yarar var.

v            Sınav yerine zamanında ulaşmaya çalışın. Erken gitmeniz kaygınızın yükselmesine, geç kalmanız ise telaşlanmanıza neden olacaktır.


Sınav sırasında;

 

v            Sıraya oturduğunuzda, sıranın rahatlığını kontrol edin.

v            Tuvalete gitme ihtiyacınız varsa sınav başlamadan gidin.

v            Eğer çok terler veya üşürseniz, giysilerinizi sınav başlamadan önce ayarlayın.

v            Sınav başlamadan önce, geçmişi bırakın o ana yoğunlaşın.

v            Heyecanlanmaya başladığınızı fark ederseniz, bu doğaldır. Sınavda başarılı olabilmek için biraz heyecan gereklidir.

v            Üç defa derin nefes alıp vererek, kendinizi gevşetin.

v            Sınav sırasında diğer öğrencilerin, sınavdaki görevlilerin yaptıklarıyla ilgilenmeyin.

v            Verilen süreyi en iyi şekilde kullanmaya çalışın.

v            Cevaplayamadığınız soruya takılıp kalmayın.

v            Turlama tekniğini kullanın.

v            Süreyi daha iyi kullanmak için soruları hızlı çözmeye çalışmayın, bu hata yapmanıza neden olabilir.

v            Soruları sırasına göre çözmek zorunda değilsiniz. En iyi hazırlandığınızı düşündüğünüz konuyla ilgili sorudan başlayın.

v            Sorulara kontrol ederek cevap verin, cevabı işaretlerken kaydırmayın.

v            Acele etmeyin. Sorudaki yönergeyi dikkatle okuyun.

v            Olumsuz ifadelere özellikle dikkat edin. Örn: Hangisi doğrudur/ doğru değildir? Olmalıdır/ olmamalıdır? Vb.

v            Bütün soruları mutlaka okuyun. Çok çalışamadığınız konuların sorularını bile okumadan atlamayın. Sorular düşündüğünüzden basit olabilir!

v            Zamana dikkat edin ve iyi ayarlayın.

v            Sınav sırasında kendinizi rahat hissetmezseniz, soruları bırakıp derin derin nefes alıp rahatlayın, sonra devam edin.

v            Sınavdan erken çıkmayın, size verilen zamanı kullanın.

 

Sorularda dikkat edilecek noktalar:

 

v            Bölümdeki soruları hızla gözden geçirin: Bölümlere başlamadan önce 20–30 saniye içinde, o bölümü hızla gözden geçirin. Bu işlem test sorularının genel yapısını görmenizi sağlar. Testin yapısındaki ve soru sayısındaki değişikliğe karşı uyanık olmanızı ve kendinizi değişikliklere karşı yeniden düzenlemenizi sağlayacaktır.  

v            Çözüme hangi testten başlamak doğrudur: Genel olarak en başarılı olduğunuz testten başlamak uygundur. Öğrenci zamanlama ve verim açısından en uygun çözüm sırasını kendisi daha önceden belirlemelidir.  

v            Çözemediğiniz sorulara takılıp kalmayın: Bir soruda belli bir süre geçtiği halde çözüme ulaşamazsanız soruyu bırakın. Zor, kolay, çok zor ve çok kolay soruların puan dağılımı aynıdır. O soruyu bırakıp diğer sorulardan devam edin.  

v            Soru zor gözükebilir geçiş yapmayın: Herhangi bir soruyu üzerinde zaman harcamak gerektiği ve karışık gözüktüğü için otomatik olarak atlamayın. Sorunun çözümü düşündüğünüzden kolay olabilir.   

v            Zamanı kontrol edin: Sınavda zamanı siz kontrol etmelisiniz.  

v            Dikkatinizin dağıldığını hissederseniz dinlendirin: Dikkati kesintisiz ve yoğun olarak devam ettirmek oldukça zordur.  Sınav esnasında zihninizin yorulduğunu anladığınızda (aynı soruyu 3-4 defa anlamadan okumak gibi) birkaç saniye zihninizi dinlendirin. Bölümler arasında kısa bir dinlenme (10-15 sn) aralığı vermenize imkan varsa zihninizi programlı bir şekilde dinlendirin.  

v            Sorulan soruya cevap olmayacak seçenekleri eleyin: Kesin olarak cevap olamayacak seçenekleri eleyin. Şıklar azalınca çözüm daha kolaylaşacaktır.  

v            Kodlamaya dikkat edin: Soruları doğru çözmek yeterli değil, doğru olarak da kodlamak gerekir. Kodlamayı her sorudan sonra veya her sayfadan sonra yapabilirsiniz. Cevap kâğıdında kodlama yaparken cevapları bütünüyle doldurarak, sınırları taşırmadan ve koyu olarak işaretleyin. 

v             Özel bir kodlama sistemi geliştirin:  Soru kitapçığı üzerinde işaretlemeler yapın. Değiştirdiğiniz, atladığınız, boş bıraktığınız veya tekrar dönmeniz gereken sorular için farklı kodlarınız oluşturun.  

v            Testteki aynı şık cevaplara dikkat edin: Bir testte üç veya dört doğru cevabın aynı seçeneği temsil eden harfte toplandığı görülebilir. Ancak altı veya daha fazla cevabın aynı seçenekte toplandığı durumlarda çözümlerinizi yeniden gözden geçirin.  

v            Soru kökünü iyi anlayın: Soru kökü anlaşılmadan cevabı düşünmeye çalışmak hızınızı azaltır. Soruların kendine özgü bir mantığı vardır. Test çözerken sorunun mantığı kavranmalıdır.  

v            Kolay sorulara dikkat edin: Kolay sorular sormak da test tekniği açısından mümkündür. Cevabın kolay olmayacağını düşünürsünüz ve sorunun kolay gelmesi sizi şaşırtabilir.   

v            Soruları emin olmadan işaretlemeyin: Cevabından emin olmadığınız soruları işaretlemek uygun değildir.  

v            Uzun sorular korkutmamalı: Soru kökünün veya soru metninin uzun olması önyargı oluşturmamalıdır. Soru kökü ve metninin uzun olması, daha fazla bilgi verildiği anlamına gelir ve işinizi kolaylaştırmalıdır.  

v            Soru köklerine dikkat edin: Sınavda bazı soru kökleri olumsuz olarak verilmektedir. Biz soru içindeki ifadeleri olumlu olarak algılamaya eğimli olduğumuzdan olumsuz ifadeyi algılayamayabiliriz.  

v            Soru kökünü önce, paragrafı sonra okuyun: Soru kökünü okursanız, paragrafta neye dikkat edeceğinizi bilerek okursunuz. Böylece paragrafın ikinci defa okunması gerekmez.  

v            Altı çizili ifadelere dikkat edin: Sorularda kalın yazı karakterlere ve altı çizili ifadelere dikkat etmelisiniz.  

v            Dikkatinizi toplayın: Dikkatinizi yapamadıklarınıza ve olumsuzluklara değil yapabileceğiniz sorulara verin ve yoğunlaşın.

v            Acele etmeyin: Süreyi daha iyi kullanmak için soruları hızlı çözmeye çalışmayın, bu hata yapmanıza neden olabilir.   

v            Zamanı sonuna kadar kullanın: Sınavdan erken çıkmayın, size verilen zamanını kullanın.

ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ

 

            Düşünme ve ifade yeteneği biz insanlara verilen en büyük lütuflardan birisidir. İnsanlar arasında sağlıklı iş birliği, ancak açık, dürüst, samimi ve hoşgörülü bir iletişimle sağlanabilir.

            Karşılıklı bilgi, duygu ve görüş alışverişi yapılırken korkmadan, çekinmeden paylaşılabiliyorsa insanlar fikirlerini birbirlerine rahatça aktarabiliyorlarsa insanların düşüncelerine karşısındakiler sabır ve hoşgörü ile karşılık verebiliyorsa o toplum geleceğe güven ile yürüyen bir toplumdur.

             Eleştiri kültürü kendisi ile barışık ve güvenli bir toplum da gelişir ve yol gösterici olur. Eleştiri kişisel gelişiminin ve başkalarını da geliştirmenin en etkili yolu ve yöntemidir. Eleştiri dozunda ve ölçü içerisinde yol göstermek ve moral vermek amacıyla yapılırsa insanlar için önemli faydalar oluşur.

            Yöneticiler kendilerine yapılan eleştirilerden yararlanmasını bilirlerse hem kendileri için, ülke ve toplum için de yararlı sonuçlar üretilecektir.

             İçinde yaşadığımız toplum da eleştiri ve eleştiriyi algılama kültürü yeterince oluşamamıştır. Eleştirilerde dozun arttığı, seviyenin düştüğü durumlar olabildiği gibi yapılan haklı ve uyarıcı eleştirilere tahammül edilemediği ve nezaket dışı bir üslupla karşılık verildiği de görülmektedir.  Eleştiriye tahammül gösterebilmek bizi etkili ve güçlü kılar. Doğru iletişim kurabilmemize yardımcı olur.

Eleştiriyi doğru ve uygun yapabilmek bizi güçlü ve etkili insan yapar. Eleştirilerimizin yeri, zamanı, durumu, söyleyiş şekli, uygun olursa etkili olarak iletişim kurmuş oluruz. İnsanları üzmeden, kırmadan, yıpratmadan, sevgi ve hoşgörü ile düşüncelerimizi söyleyebilmeliyiz.

Hoşgörü ile yaşayabilmek dileğiyle…

Kendi kendimizi yönetebilmenin genel şartı önce kendimizi tanımak, duygularımızı bilmek, özeliklerimizin farkında olmak, yapabileceklerimizi belirleyebilmek ve bunlara göre hareket edebilmektir. Öncelikle hayatımızı planlamalıyız. Günlük, haftalık, aylık ve yıllık planımız olmalıdır. Zaman yönetiminin en önemli kuralı plan yapabilmek ve uygulayabilmektir. Kendimize göre oluşturduğumuz bu plana göre hareket etmeliyiz. Plan yapmak hataları azaltır ve hatalara yer vermeyecek şekilde ilerlememizi sağlar. Bize yol haritası sunar, gideceğimiz yönleri belirler. Başladığımız ve bitireceğimiz noktayı görmeyi sağlar. Kararsızlık önemli bir hatadır.  Kararsız bir yolcuyu herkes kendi yönünde götürmek ister. Başkalarını size katacak bir kararlılık içinden olmazsanız siz başkalarına katılırsınız. Boş bırakacağınız her alan, başkalarının hareket alanı olacaktır. İnsanlarla ilişkilerimizde nasıl bir yol takip edeceğimize karar vermeliyiz,  bir karar aldıktan sonra tavizsiz uygulanmalıdır. İnsan ilişkilerindeki doğru belirleyemediğimiz rotalar kendi üzerimizdeki hâkimiyetimizi tehdit eden en ciddi hatalardandır. Uygun olmayan kararlar gelecekteki hayatımızın şeklini olumsuz olarak değiştirecektir. Sürekli çalışma içinde olmak doğru değildir. Ailemize, sevdiklerimize, dostlarımıza, akrabalarımıza, zaman ayırmalıyız. Günümüzün bir kısmını oluşabilecek sıkıntılar için boş bırakmalıyız. Kendimiz için her gün en az otuz dakika zaman ayırmalıyız. İnsanlara verdiğimiz kadarını alırız, kendimizle barışık olursak toplumla da uyum içinde oluruz. Hepimiz birbirimizi etkiliyoruz, o zaman neden olumlu etkilemeyelim? İnsanlara gül sunalım, bizim elimizde de gül kokusu kalsın. Dilimizi tatlı kullanalım insanlara sevgi dağıtsın. Yunus Emre’nin dediği gibi; “sevelim sevilelim”. İnsan ilişkilerinde anlayış, gülümsemek, sevgi, sabır, nezaket, hoşgörü düsturumuz olmalıdır. Kendimizi yönetebildiğimizde; ailemize, çevremize,  topluma, millete ve devlete de yararlı oluruz. Ülkemiz için olumlu bir adım atmış oluruz. Sevgi ve hoşgörü içinde yaşayabilmeniz dileğiyle…
MUTLULUĞA BAKIŞ AÇISI        
Toplum olarak mutlu olmayı çok fazla beceremiyoruz. Bir sorunla karşılaştığımızda endişe, çözememe duygusu, gelecek korkusu, yalnızlık ve çaresizlik hemen bizi etkiliyor. Olaylar karşısında olumsuz davranışlar sergiliyoruz.   Olumlu düşünmek, sevinç, coşku, gülümsemek, sarılmak, umut, paylaşmak ve affetmekte oldukça cimri davranmaktayız. Olumsuz bakmak, sitem etmek, tepki vermek,  kızgınlık ve eleştirilerde ise cömert bir topluma sahip görünüyoruz. Mutluluğun peşine düşmek yerine, olanla yetinmek çok önemlidir. Onun bizi bulmasını sağlamak, olumlu düşünmek, sahip olduklarımıza şükran duymak, hepimizin uygulayabileceği, ucuz ve çok etkili bir mutluluk ilacıdır.
Sahip olduğumuz değerlerin, sağlımızın, eşimizin, çocuklarımızın, akrabalarımızın, arkadaş ve dostlarımızın değerini bilmek çok önemlidir.
Elimizdekilerle yetinip şükran duyduğumuz sürece, olumlu düşünce ve onun yaydığı dalga artacak, mutluluğumuz daha da uzun süreli olacaktır. Mutluluk, çok zengin olmak, her şeyin tam olması, eksikliklerin olmaması, sorunsuz ve sıkıntısız bir hayat değil, sorunlar ve sıkıntılar içinde çözüm üretip, hayata olumlu bakıp güzel tarafını görebilmektir.    Ernie E. ZELİNSKİ, bilgelerin çağları boyunca söylediklerinden yararlanıp “mutluluk reçetesi” oluşturmuş.
  • Doyum sağlayacak kadar bir amaç
  • Geçinebilecek kadar bir iş
  • Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik
  • İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl
  • Birçok insanı beğenecek, onlardan birazını da sevecek kadar şefkat
  • Kendini sevecek kadar öz saygı
  • Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu
  • Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret
  • Sorunları çözecek kadar yaratıcılık
  • Her an gülecek kadar mizah duygusu
  • İyi bir yarını bekleyecek kadar umut
  • Hayatı bütün değerleriyle yaşayacak kadar bir sağlık
  • Sahip oldukların için şükran duygusu
  • Bu reçete hayatımızda ve gelecekte,  olumlu düşünceler oluşturursa ne mutlu bize.

PARAŞÜT HAZIRLAMAK

Hayatımız boyunca ihtiyaç duyduğumuz her şeyi başkalarının hazırladığı modern dünyada, insanlara sorulacak en önemli sorulardan biri de paraşütümüzün kimin hazırladığı…

Yaşamımızı kolaylaştıran ve devam etmemizi sağlayan sayısız paraşütler var… Hayatımızın her aşamasında bizim için başkalarının hazırladığı maddi, manevi, duygusal ve ruhsal paraşütler.

Hayatımız boyunca paraşütümüzü hazırlayan ve bizim yaşamımızın kolaylaşmasını sağlayan, hayatımızı onlara borçlu olduğumuz ailemiz ve yakınlarımız…

Biz kimlerin hayatta kalması için paraşütler hazırlıyoruz. Öldükten sonra kalıcı bir eser bırakabildik mi?

 Geleceğe insanların hayatta kalabilmesi için yararlanabileceği, paraşütler bırakmalıyız.

HEDEF BELİRLEMEK

Hedeflerimizi belirlemek, zamanı kontrol etmenin en önemli göstergesidir. Hedefler planlarımızı şekillendirir, enerjimizi yönlendirir, gücümüzü birleştirmemizi sağlar.

Kendimize hedefler belirlemeliyiz ve hedeflerimizi not etmeliyiz. Hedef belirlediğimizde; hedefimize ulaşmak için gereken fiziksel güç enerji ve coşkuyu elde ederiz. Hedefe sahip olmanın en güzel yolu; kişiyi hedefe ulaştırmak için sürekli ayakta tutabilmesidir. Hedef bilinçaltına yerleştiğinde, gerçekleştirmek için hareket ederiz. 
  1978’ de Harward Üniversitesinde bir araştırma yapılarak, 4. sınıf öğrencilerine kaç kişinin hedefini belirlediği sorulmuş.   % 3 hedefini kâğıda yazmış, % 13 hedefini kafasında belirlemiş, % 84 ise hedef belirlememiştir.   1989’da 10 yıl sonra aynı insanların ne yaptıklarını araştırmışlar; % 13 hedefini kafasında belirleyen grup, hedef belirlemeyen % 84’ den iki kat daha fazla gelir elde etmiş. Hedefini belirleyip kâğıda yazan % 3’ün ise; diğer gruplardan 10 kat daha fazla gelir elde ettiği görülmüştür.   Hedeflerimizi belirlemeliyiz, bir yıl, üç yıl, yedi yıl, on yıl sonra nasıl bir yaşam istediğimizi hedeflemeliyiz. Belirlediğimiz hedefler bizi aşama aşama amaçlarımıza ulaştıracaktır.   Büyük başarılara ulaşmaya kararlı kişilerin, ilerleme basamaklarını birer birer çıktığı görülecektir. Hedefe ulaşmak için adım adım metodunu izleyebilirsiniz. Otuz katlı binaya çıkmak için birinci kat sonra bir kat daha ve sonra otuzuncu kat başarıya ulaşmak için kocaman ve tek bir adım atmalıyız. Hedef bir amaç bir erektir, hayata geçirilen düşlerdir.   Önemli olan nerde olduğunuz değil nerede olmak istediğinizdir. Neyi yapmayı planlarsak onu yapabiliriz. Alternatif yollar araştırarak, bizi hedefe götürecek değişik yollar bulabilmeliyiz.   Hedeflerimize ulaşabilmek için kendimize yatırım yapmalıyız. Başarılı insanlar hedeflerine odaklanmıştır, bu da onlara mücadele ruhu ve enerji sağlar.   Hayatta yapmak istediğimiz şeyleri başarmak için en önemli adım ne istediğimize karar vermektir. Başarı için gereken temel öğeleri öğrenmeliyiz, disiplinli olup asla vazgeçmemeliyiz, Zor ve sıkıntılı anlarda sabır gösterip ısrar etmeliyiz.   İnsanlar çoğunlukla hedeflerine yaklaştıklarında vazgeçme eğilimi gösterirler. Biraz daha mücadele edebilseler hedeflerine ulaşabilecekler. Hedeflere ulaşmak için disiplin, azim, çaba ve süreklilik çok önemlidir.   Düşlerinizi hedef ve amaç haline getirin. Hedefe varmak kadar, bu uğurda yapılan yolculuk da öğretici ve eğlencelidir. Mutluluk zenginlik ve başarı hedef belirlemenin yan ürünleridir, tek amaç değildir. Ne istediğimize karar verip hedefimizi belirli ve ölçülebilir hale getirmeliyiz. İnanırsak yeteri kadar ister isek hedeflerimize mutlaka ulaşırız. BESTEKÂRIN HEDEFE ODAKLANMASI Bununla ilgili güzel bir örnek aşağıda aktarılmıştır; “Bir bestekâr, beste yapmak üzere çalışmalara başlamış. Bestekâr, yapacağı bu besteye kendini adamış, öyle ki yaptığı günlük rutin işlerin yanında kafası sürekli olarak bu besteyle meşgulmüş. Gece rüyasında dahi yapmaya çalıştığı besteyi görüyormuş.   Bestekârın bestesi üzerinde düşündüğü bir gün, yolda karşıdan karşıya geçerken aniden bir araba kendisine çarpmış. Besteci baygın halde yere yuvarlanmış. Arabanın sürücüsü fırsattan istifade hemen kaçmış.   Hastaneye kaldırılan besteci gözlerini açtığında polisler sormuş: Size çarpan arabanın plakasını alabildiniz mi? “Hayır” demiş besteci markasını görebildiniz mi? besteci görmediğini söylemiş. Kendisine çarpan araba hakkında hiçbir şey hatırlayamamış.   Polisler ümitsiz bir şekilde: Üstat, ne olur biraz düşün! Belki hatırlayabildiğiniz bir şey çıkar, demişler. Besteci biraz düşününce: Tamam! Bir şey hatırladım demiş. Polisler derhal kâğıt kaleme sarılmışlar. Egzozundan şöyle bir ses çıkıyordu: do, mi, fa…”   Bestekârın bu hikâyesi, kişinin işine motive olduğunda zihninin ve bedeninin tamamıyla başarmak istediği işe odaklandığını hatırlatan güzel bir örnek. Bizlerde başarılı olmak için, içimizdeki çalışma ve azim duygularınızı gün ışığına çıkarıp plan yaparak işimize yoğunlaşmalıyız.

GÖNÜL
Gönül; insanın manevi varlığının ifadesi, inanç ve hislerimizin kaynağı, önüne geçilemeyen iç kuvveti; kalp, dil demektir.   Gönül; yüreğin manevi yönü, insanın duygularının kaynağı, dil, kalp demektir.  
Refik Halit Karay gönlü kâinata benzeterek, şöyle dile getirmiştir; “Güneş nasıl arz için hayat, hararet membaı ise vücut içinde gönül öyledir; benliğini yapan, yaşatan, aydınlatan kuvvet demektir. Adamın içindeki nur ve ateş demektir; akıl ve hesap haricinde de hükmeden seyyale demektir. Gönlümüz bizim için kâinatımızdır ve varlığımızın en nazik ciheti de odur. Bu bilinmeyen şey, görülmeyen yer, fakat daima duyulan kuvvet, hüviyettir.” 
    William Holman Hunt “Kâinatın Işığı” adlı tablo ile gönlün sadece içeriden açılabileceğini ne güzel anlatmıştır; “19. yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’ın, bir bahçeyi tasvir eden bir tablosu Londra Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu.    Hunt’ın “Kâinatın Işığı” adını verdiği bu tabloda geceleyin elinde duran fenerle bahçede duran filozof kılıklı bir adam görülüyordu. Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden bir cevap bekler gibi görünüyordu.    Tabloyu tetkik eden bir sanat eleştirmeni Hunt’a dönerek:     “Güzel bir tablo doğrusu, ama manasını bir türlü kavrayamadım” dedi,    “Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Kapıya tokmak takmayı unutmuşsunuz da...”    Hunt gülümsedi: “Adam alelade bir kapıya vurmuyor ki...” dedi. “Bu kapı, insan kalbini temsil ediyor, ancak içeriden açılabildiği için dışında tokmağa ihtiyaç yoktur".   Arapların güzel bir sözü vardır; “Yürekten çıkan söz yüreğe ulaşır, ağızdan çıkan söz kulakta kalır”  derler. Sözlerimizin gönülden çıkıp gönüllere ulaşması dileğiyle...

MUTLULUK SEPETİ

 

1.      Manevi yaşamın gereklerini yerine getirmek

2.      Derin bir iç huzur

3.      Kanaat etmek

4.      Şükretmek

5.      Gülümsemek

6.      Sarılmak

7.      Selam vermek

8.      Neşeli olmak

9.      Anı yaşamak

10.  Heyecan oluşturabilmek

11.  Nefesin değerini bilmek

12.  Sağlığın kıymetini bilmek

13.  Sevgimizi gösterebilmek

14.  Hediye vermek

15.  Değerli olmak

16.  Ait olma duygusu

17.  Zamanın değerini bilmek

18.  Yaşantının değerini bilmek

19.  Başarı için çaba göstermek

20.  Mücadele edebilmek

21.  Takım ruhu oluşturabilmek

22.  Sevenlerimizin olması

23.  Çikolata yemek

24.  Hobilerinizin olması

25.  Müzik dinlemek

26.  Resim yapmak

27.  Spor yapmak

28.  Egzersiz yapmak

29.  Doğayı dinlemek

30.  Güneşin batışını izlemek

31.  Gezi kültürü oluşturmak

32.  Sevdiğiniz yemekleri tadabilmek

33.  Yaşantınız için yeterli paraya sahip olmak

                                    

     

Övgü ve takdir insanların hoşuna gider. Yaşımız kaç olursa olsun övgü sözleri bizi mutlu eder. İnsanların yaptığımız işleri takdir etmesi, güzel sözlerle bahsetmesi bizi mutlu eder. Günlük iş sıkıntısı, hayatın zorlukları, stres yüzünden, çok az iltifat ve takdir sözlerini kullanıyoruz.
Toplumdaki insanlar birbirlerini etkiler; olumlu düşünce, sevgi ve takdir sözleri arttıkça insanlar da birbirlerine daha hoşgörü ile yaklaşacaklardır.   Toplum olarak iltifat etmekten çekiniyoruz. Birisine iltifat etsek, hemen aklımıza ilk gelen şey “şımarır”, “gerekmez” olacaktır. Bu düşünce bizim toplumumuzu olumsuz etkilemektedir. Eşimiz, oğlumuz, kızımız, öğrencilerimiz, sevdiklerimiz, dostlarımız mutlu olsun ve güzel duygular artsın. İnsanlara önemli ve özel olduklarını hissettirelim.
Evde annemize, babamıza, eşimize, yavrularımıza, komşularımıza; iş yerinde çalışanlarımıza, amirlerimize, memurlarımıza, birlikte çalıştığımız insanlara; okullarda öğretmenlere, idarecilere, öğrencilerimize iltifat edelim… Sonra etkilerini görelim… “Bu gün ne kadar güzel giyinmişsin, saçların ne güzel olmuş, kravatın çok hoş, ayakkabıların, çantan ne kadar güzel, gülümsemen çok güzel, senden olumlu enerji aldım diyelim. İnsanlar birbirlerini etkiler, biz insanları mutlu edersek onlar bizi mutlu edecektir. Aynaya gülerek baktığımızda aynadaki görüntümüz de bize gülecektir. Toplumdaki insanlar da birbirlerine gülümseyerek, hoşgörüyle baktıklarında toplum huzuru ve uyumu artacaktır. Takdir ve iltifatı ne kadar artırırsak toplumdaki hoşgörü ve anlayış iklimine de katkıda bulunuruz. “Üzüntüler paylaşıldıkça azalır, sevgiler paylaşıldıkça çoğalır”  sözünden hareketle; iltifat ve takdirin artması dileğiyle…  İltifatın olumlu etkileri:  Sevginizi gösterir, Motivasyon kazandırır,  Kuvvet ve moral verir, Gülümsemeyi artırır, Değer oluşturur, Huzur verir, Sihirlidir, Moral verir, Güç kazandırır,  Dinç tutar,  Bedavadır,   Sağlıklıdır, Hastalandırmaz, Tedavi edicidir,  Etkisi büyüktür, Size değer katar, İyi niyetinizi gösterir, Paylaşımı artırır, Olumlu etkisi vardır, İletişimi olumlu etkiler.                                  
Düşünceler zihnimizde fikirlerimizi oluşturur. İnsanlar hakkında olumlu düşünmeye başladığınızda fikirlerinizde olumlu hale gelecektir.
İnsanlar hakkında olumlu düşünerek sevilen biri olmak, bizi kaldırılması daha kolay biri yapar. Kurduğumuz her dostluk bizi bir birim daha yukarı kaldırır.   Aklımız zihinsel yayın yapan bir istasyon gibidir. Bu yayın sistemi bize iki kanaldan mesaj gönderir. Birincisi olumlu kanal, ikincisi olumsuz kanaldır. Hangi kanalda daha çok kalırsak o kanal daha çok ilgimizi çeker ve kanal değiştirmekte zorlanırız. Olumlu kanalı dinlemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. 

Manevi bağları güçlü olanlar, strese daha kolay uyum sağlıyor. Kızgınlık, hiddet, öfke gibi sorunları daha az yaşıyor. Olaylara olumlu yaklaşan, kabullenme eğilimi yüksek, huzur ve mutluluğu küçük şeylerde bulan insanlarda endişe, kaygı, depresyon, panik bozukluk gibi ruhsal sorunlara pek rastlanmıyor. Baş ağrıları,  sinirsel mide ve bağırsak sorunları, sebepsiz kalp çarpıntıları, kas gerginliği ve spazmları bu insanlarda daha az görülüyor.   Hayat sonsuz fırsatlar içerir. Olaylar ve insanların bizi kısıtlamasına izin vermemeliyiz. Hayatın zorluklarından, adaletsizliğinden şikayet etmek yerine, olduğu gibi kabullenmeye çalışmalıyız   Hayatımızı korkular ve hırslar yerine, mantıklı düşüncelerin, gerçeklerin ve güzelliklerin yönlendirmesine izin vermeliyiz.   Kendinize güvenelim, başarı ve mutluluğu hak ettiğimize inanıp sorumluluklarımızı yerine getirerek, çevremizde olumlu ve iyimser kişiler bulunmasına dikkat edelim.   Konuyu bir öykü ile tamamlayalım.   
MUHTEŞEM BİR GÜN 
Bir gazeteci 102 yaşındaki bir adamla röportaj yapmak üzere evine gider. Gazeteci yaşlı adama ilk olarak bu kadar uzun yaşamasını ve bu yaşta böyle sıhhatli, dinç ve neşeli olmasını neye borçlu olduğunu sorar. Beklediği cevap, hiç sigara içmedim, kendimi yormadım, yoğurt yedim, ayran iç­tim, sabahları spor yaptım türünden bir şeydir. Ancak, ihtiyar adam, gazeteciye şu cevabı verir: Evlat, Allah'ın bana lütfettiği her gün, erkenden yata­ğımdan kalkar ve halime şükrederek pencerenin önüne gi­derim. Bir iki dakika dinlendikten sonra, hava ister güneşli, ister yağmurlu, ister sıcak, ister soğuk olsun kendi kendime şunları söylerim: “Bu, tam benim istediğim gibi muhteşem bir gün”    
Sevgilerle…
Affetmek acı verici duyguların sizi tüketmesine izin vermemektir. Hiddet ve intikam duygularından arınmaktır. Bizi inciten insanlar, olaylar, tavırlar ve davranışlar olacaktır. Affetmek ne unutmak ne göz yummak ne görmezden gelmek ne de mazur görmektir. Affetmek, hoş görmek, özür dilemek, anlayışlı olmak ruh sağlımıza ve beden sağlığımızı da geleceğimize yapabilecek en önemli karardır. Bağışlamak önemli bir yaşam desteği, güçlü bir stres gidericidir. Kızgınlık, öfke ve hırçınlık uzun sürerse; kalp krizlerine, felçlere neden olmakta, kan basıncını ve şekeri yükseltmektedir. Affetmek uzun ve sağlıklı yaşamak için önemli bir adımdır. Affetmek insanlar için çok önemlidir. En yüce duygulardan birisidir. Kendine güvenmenin ve gücün temsilcisidir. Affetmek kendi hatalarımızı kabullenebilmeyi gösterir. Kişiliğin olgunlaşmasının göstergesidir. Affetmek ruhun temizlemesi anlamına gelir.

Murat Ertan “Zihin ne ile beslenirse ona göre sonuçlar verir.” Demektedir. Affetmemek insanın kendisine zararlıdır. Affetmek insanı yüceltir. Kendimizi ve sevdiklerimizi affedelim.
  Kendimizi nefretin esiri olmaktan kurtarmalıyız. Ağaçlar hiç kavga etmiyor. Bizde istersek dostça yaşayabiliriz…  

Konumuzu güzel bir öykü ile bitirelim. 

Affın Erdemi  Bir gün trenle seyahat eden birisi, tesadüfen son derece huzursuz olan genç bir adamın yanına oturmuş. Bir sure sonra, genç adam, uzak bir hapishaneden yeni çıkmış bir mahkum olduğunu açıklamış. Mahkumun ailesine o kadar utanç vermiş ki, ziyaretine gelmedikleri gibi mektup da göndermemişler. Fakir oldukları için seyahat edemediklerini, cahil oldukları için mektup yazamadıklarını umuyor; her şeye rağmen kendisini affetmiş olmalarını hayal ediyormuş. Ailesinin işini kolaylaştırmak için, onlara mektup yazarak, trenin kasabanın eteklerindeki çiftliklerden geçtiğinde bir işaret koymalarını söylemiş. Ailesi kendisini affetmişse, raylara yakın bir elma ağacına beyaz bir kurdele bağlayacaklarmış. Eğer kendisinin geri dönmesini istemiyorlarsa, hiç bir şey yapmayacaklar, o da trende kalıp Batıya gidecek, belki de bir serseri olacakmış. Tren, kasabasına yaklaşırken heyecanı o kadar artmış ki, pencereden dışarı bakmaya cesaret edemiyormuş. Kompartıman arkadaşı kendisiyle yer değiştirip onun yerine elma ağacına bakacağını söylemiş. Bir dakika sonra, genç mahkuma “Şuraya bak” demiş. Her şey yolunda, “bütün ağaç bembeyaz kurdelelerle bezenmiş”. Genç insanın, göz pınarlarında biriken yaşlarla gözleri parlıyormuş. O anda ömrünü zehirleyen acılar, adeta dağılmış, kaybolmuş, yerini sevgiye ve özleme bırakmış. “Affetmezseniz sevemezsiniz, sevgisiz hayat da anlamsızdır”

Sevgilerle…
Sevgi olmadan; bağ, gelecek, anlayış ve hoşgörü olmaz. İnsanların kendilerini iyi hissetmelerine, değerli olmalarına, gelişmelerine yardımcı olma konusunda en etkili faktör sevgidir. Her zaman sevilmek isteyen insan, sevgiyi ve sevilmesini sağlayan özellikleri kaybetmekten korkuyor. Sevilecek niteliklere daha fazla sahip olan biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerimizin ötekini sevmeye başlayacağından korkmaktayız. Böylece hayata sevgi kazanma gayreti ve rekabeti giriyor. Sevgi rekabeti yerine, paylaşıp çoğalmasını sağlayarak sevgileri artırsak, toplumumuz daha güzel ve huzurlu hale gelecektir.Halil Cibran; “Kimyacı; kalbinden şefkat, saygı, özlem, sabır, pişmanlık, sürpriz ve affedicilik elementlerini çıkarabilir ve bunları birleştirerek sevgi adı verilen tek bir atom haline dönüştürebilir” demektedir.Sevmek inanmaktır, sevmek yaşamaktır, sevdiğini kendisi gibi, kendisinden de çok hissetmektir. Hayatı incelediğimizde sevgi ile iş yaptığımız anlar, gerçekten yaşadığımız anlardır.Sevmek gönüllerde yürümektir, sevmek güvenmektir. Sevmek, sevdiklerimize bir nefes, bir ses gibi yakın olmaktır. Sevmek, sevdiklerini yaşama döndürecek bir damla suyu paylaşmaktır.

Murat Ertan; “Sevgiyi gönlümüzde tutsak etmeyelim, sevgi insanlarla paylaştığımız sürece değerlidir” demektedir.Paylaşacağımız sevgilerin çok olması dileğiyle… Sevginin olumlu sonuçlarını göreceğimiz bir öykü ile tamamlayalım.

SEVGİNİN ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
 
Profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallerine göndermiş ve o bölgede yaşayan iki yüz erkek çocuğun durumlarını araştırmalarını, her bir çocuğun geleceği hakkında bir tahminde bulunmalarını istemiştir.Öğrenciler gerekli araştırmalardan sonra, bu çocukların gelecekte başarılı olamayacakları kanaatinde birleşmişler.Yirmi beş yıl sonra, bir başka sosyoloji profesörü bu çalışmayı bulur ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve o insanlara ne olduğunu araştırmalarını ister.Öğrenciler, o bölgeden taşınan veya ölen yirmi çocuk dışındaki, yüz seksen çocuktan yüz yetmiş altısının olağanüstü bir başarı gösterip, avukat, doktor ya da iş adamı olduklarını ortaya çıkardılar.Profesör çok etkilenmişti ve bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan çocukların hepsi o bölgede yaşadıkları için her biri ile görüşme şansı oldu.

—Bu koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz? Sorusuna verdikleri cevap hep aynıydı.

 —Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı, onun sayesinde oldu, dediler. Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti ve hala hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmadı. Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hala dinç duran yaşlı bir kadın duruyordu.Yaşlı öğretmene, bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp başarılı birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu.Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi:

 —Çok basit, ben o çocukları çok sevdim dedi.
Zaman; Arka arkaya dizilmiş olayların ve olguların algılanmasıdır. Zaman, olayları ölçebildiğimiz bir süreçtir. Eğer olaylar ve olgular olmasaydı, zamanı ne algılayabilirdik, ne de ölçebilirdik.

Voltaire “Dünyanın en uzun ve en kısa, en çabuk ve en yavaş, hem minicik parçalara bölünebilir hem de kitlesel, bir yandan kıymeti bilinmeyip öte yandan üzünülen, onsuz hiç bir şey yapılamayan, küçük olan şeyleri yutuveren, büyük şeylere ise hayat veren, mucizevi şey... Zaman” diye nitelendirmiştir.


Zaman; yeterli olmadığından şikayetçi olduğumuz; her zaman tasarruf etmeye çalıştığımız, çoğunlukla kaybettiğimiz bir şeydir. Zamanın sizi veya sizin zamanı kontrol edişiniz kararınıza bağlıdır. Zamanın nasıl tüketileceğini ve onun etkin yönetimini tayin eden sizden başkası değildir. Zaman sizin hayatınızdır.  Zaman;  insanın duyu organlarıyla algılayamadığı fiziksel, felsefi, psikolojik ve sosyolojik boyutları olan bir olgu ve gerçektir.  Zaman, olayları ölçebildiğimiz bir süreçtir, bazen hızlı, bazen de yavaş geçer. Bu nedenle zamanı objektif (gerçek) ölçülebilen ve gözlenebilen saat zamanı ve sübjektif (algılanan), ölçülmesi ve değerlendirmesi zor bir zaman olarak ikiye ayırabiliriz. Zamanın sayısal değerleri açısından bütün insanlar eşit zamana sahiptir. Ancak bireyden bireye farklılaşan olay, zamanın algılanmasıdır. Zaman; psikolojik koşullar, biyolojik koşullar, toplumsal koşullar çerçevesinde şekillenir.   

ZAMAN ·        
Değiştirilemez
·      
Durdurulamaz
·        
Çoğaltılamaz
·        
Üretilemez
·        
Genişletilemez
·        
Biriktirilemez
·        
Depolanamaz
·        
Yenilenemez
·        
Ödünç alınamaz
·        
Satın alınamaz
·        
Saklanamaz
·        
Tasarruf edilemez
·        
Yerine konulamaz
·        
Geri döndürülemez
·        
Başkasından aktarılamaz
·        
Tekrarı mümkün değildir.

Zaman evrensel bir kaynaktır, bütün kaynakların en değerli olanıdır. Zaman; sadece doğru olarak kullanılabilir. Zamanın bize verilmiş en önemli nimetlerden biri olduğunun farkında olmalıyız. Zamanın önemini ve değerini anlayabilmek dileğiyle...
Protokol; kamusal yaşamda, törensel ve biçimsel davranış kuralları bütünüdür.    

PROTOKOL KURALLARI
Resmi ve diplomatik törenlerde, resmi ilişkilerde ve toplumsal yaşamda uyulması gereken kurallardır.    


GÖRGÜ KURALLARI
İnsanlar arasında; saygı, anlayış ve hoşgörüye dayanan, öğrenilerek uygulanan kurallardır.    

PROTOKOL İLKELERİ
1. Protokolde saygı ve nezaket esastır. Konuklara, makam sahibi yöneticilere, hanımlara saygı ve nezaket esastır.    
2. Protokolde onuru ve saygınlığı korumak esastır.    
3. Protokolde bir kişiye ya da kuruma hak ettiği ve layık olduğu önemi ve değeri vermek esastır. Bir kişiye ya da kuruma gereken gereğinden fazla önem ve değer vermek, o kişi ya da kurumun kendi değerini ve itibarını düşürür.    
4. Protokolde temsil esastır    
- Protokolde kişi kendini değil, Unvanını ve kurumunu temsil eder.    
- Yöneticiler kurumlarını en iyi biçimde temsil etmelidir.    
- Bir kişinin temsil niteliği; dış görünümü, giyimi, tutum ve davranışı, konuşması, protokol - saygı, görgü ve nezaket kurallarına uyması ile ortaya çıkar.    
5. Davet ve kabullerde, toplantılarda,  görüşmelerde, ziyaretlerde, karşılama ve ağırlamada, kurumlar arası imzalarda,  düzey eşitliği, denklik ve karşılıklılık esastır.    
6. Önde gelmede hiyerarşik unvan ve rütbe; önce gelmede kıdem esastır. Kıdem, eşitler arasında önce gelmedir.    
7. Protokolde makama ve unvana saygı esastır.    
8. Protokolde makam ve resmi unvan esastır. Protokolde kişisel unvan, yaş ve cinsiyet ayrımı yoktur.    
9. Protokolsüz sıralama alfabetiktir.    
10. Kamusal yaşamda ulusal bayrak ve üst, kamusal ve sosyal yaşamda konuk, sosyal yaşamda hanım, daima önce gelir (sağda yer alır).    
11. Karşılamada üstler başta, uğurlamada sondadır.    
12. Törenlerde konuşma sırası asttan üst"edir. Açılış konuşmasını ev sahibi, son konuşmayı onur konuğu yapar.    
13. Resmi törenlerde yürüyüş ve oturma düzeninde 1 numara (üst) daima orta merkezdedir:    Kurumsal törenlerde ev sahibi, 1 numara olan onur konuğunun sağındadır.    
14. Protokolde ulusal bayrağı, konuğu, üst"ü ve hanımı korumak, kollamak ve saymak esastır.
Önemli olan kendimiz, anahtar budur. 
Sol elimiz ağrıdığı zaman, sağ ele yoğunlaşmalıyız.
Bardağın dolu tarafını görmeyi öğrenmeliyiz.
Bakış açımızı değiştirmeliyiz.
Beslenmeyi, yeni baştan düzenlemeliyiz.
Yaşamımızı planlamalıyız.
Stresten uzak olmalıyız.
Dinlemeyi öğrenmeliyiz.
Sanat ile ilgilenmeliyiz.
Okumalıyız, ruhu dinlendirir.
Olaylara olumlu tarafından bakmayı öğrenmeliyiz.
Kendimiz için her gün, 30 dakika ayırmalıyız.
Dua etmek, meditasyon yapmak, zihni canlandırır.
Ruhsal antrenman zordur, ama kişiye büyük yarar sağlar.
Ruhsal antrenman eksikse, yapılan iş başarısız ve yetersiz oluyor.
Fiziksel, zihinsel ve ruhsal antrenman yapmadan, mutlu olmak ve başarılı olmak zordur.
Evlerimizi, çalıştığımız alanları dekore etme şeklimiz, iç dünyamızı yansıtıyor.
Yaşadığımız yerleri düzenleme şeklimiz; duygularımızın ortaya çıkmasını sağlıyor.
Duygularımızı fark etmeliyiz.
Mutluluğu sadece içimizde bulabiliriz.
İç huzurumuzun artması dileğiyle…
   
Ailenin milletlerin hayatındaki önemi çok büyüktür. Huzurlu, ahenkli ve mutlu bir toplumun oluşması için de ailelerin düzgün olması gerekir. Sosyal ünite olan aileye bakış açımız bir çiçek bahçesine gösterdiğimiz ilgi gibi olmalıdır. İyi bir nesil yetiştirmek ve toplumun geleceği için ailenin önemi büyüktür. Aileler gül bahçesi gibi olmalı ki oradan güller yetişebilsin.

Çocukların eğitimi ve kültürel gelişimi üzerinde ailenin etkisi son derece büyüktür. Ailedeki değerler sistemi, çocukların geleceğini belirler. İnsan aile içerisinde nasıl eğitilir ve yetiştirilirse hayatı boyunca bunun etkisi altında kalır ve kişiliği ona göre oluşur. Toplumun temelini ve çekirdeğini oluşturan aile milletlerin ve devletlerin geleceğini sağlayan; din, dil, gelenek, görenek ve kültürel değerlerini devam ettiren sosyal bir kurumdur. Milletlerin yükselmesi ailelerin kültürel seviyesi ile doğru orantılıdır.

Çünkü geleceğin ümit çiçekleri olan çocuklar, aile bahçesinde yetişmekte orada gerekli eğitimi almaktadırlar. Varlığını devam ettirmek ve geleceğinden emin olmak isteyen devletler, aileye gereken önemi vermek durumundadırlar. Maddi ve manevi ihtiyaçların karşılandığı ailenin iyi bir şekilde düzenlenmesi, aile bireylerinin her yönü ile kültürlü yetişmesi, aralarındaki ilişkileri düzenli ve sağlıklı bir şekilde kurmaları, anne babaların çocuklarına iyi örnek olmaları gerekmektedir. Toplumsal uzlaşma, toplumun temel taşı olan aileden başlar. Aile bireyleri arasından sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış ve iletişim oluşursa bu topluma da yansıyarak daha güçlü, daha mutlu ve huzurlu bir toplum oluşacaktır. Aileye bağlılık çok önemlidir. İnsanlar hayatlarını borçlu oldukları anne babaya bağlılığı önemsemelidir. Aile ile birlikte eşe bağlılık da önem taşımaktadır. Hayatı birlikte sürdürmek, geleceğe aynı gemide yol almak, çocuklarını iyi eğitip topluma, devlete faydalı olmak önem taşımaktadır. Çocuklara bağlılık dünyaya gelişimizin ve değişimin parçası olarak görülmektedir. Çocuklar dünden aldığımız emaneti geleceğe bıraktığımız sorumluluklardır. Bağlılık zekâ ve yetenekten daha önemlidir. Farklı özellik ve karakterlere sahip insanlar aile kutsallığı içinde bir araya gelerek ailenin varlığı, güzelliği ve devamı için mücadele etmelidir.

Bağlılık tek başına yeterli değildir. Azimli olup ailenin korunması ve devamı için mücadele etmek gerekir. Birbirimize kenetlenip, eksik noktalarımızı tamamlayıp bir bütün olmak için çalışmalıyız.

Mutlu ve huzurlu ailelerle uyumlu bir toplumda yaşamak dileğiyle…
Sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yaşam ancak yaşadığımız ortama ve çevremizdekilere güven duyduğumuz bir ortamda gerçekleşebilir. Güven hayatı birbirine bağlayan çimento gibidir. Güven aldığımız nefes, hava kadar önemlidir. Bieden Kope “ güven bir karaca kadar çekingendir, insan onu bir kovdu mu tekrar bulması uzun zamana bağlıdır. “ diyerek güvenli düşünceler ve güvenli davranışlar ortaya koymamızın öneminden söz etmektedir. Güvenli düşünmek için güvenli hareket etmeliyiz. Zihnimizde olumlu düşünceler üretmeliyiz. Kendimize güvenmeliyiz ve doğru olanları yaparak dış dünyaya göstermeliyiz.

Hareket korkunun tedavisidir, olumlu davranışlarda bulunarak insanların da bize güvenmelerini sağlamalıyız. İnsanların birbirlerine benzer tarafları farklı yönlerinden çok daha fazladır, benzerlikleri ortaya çıkararak ortak noktaları artırmalıyız. İnsanlara önyargısız yaklaşmalıyız. Vicdanımıza göre hareket etmeliyiz. Doğru olanı yapmak, bizi başarıya ulaştıracak en kolay yoldur.
Epicuros “ güvensizliğin başladığı yerde, dostluk biter. “ demektedir. İnsanlar bizi hayal kırıklığına uğratabilir, sevdiğimiz insanlar bizi aldatabilir ama yine de ümitsizliğe kapılmamalıyız. Hayatımız da güvensizlikler olsa bile insanlara güvenmek için çaba göstermeliyiz. Biz insanlara anlayış, güleryüz, hoşgörü göstererek adım atmaya çalışalım, mutlaka olumlu geri dönüşler gelecektir. Biz insanlara güvendiğimizde insanlar da bize güvenecektir.

Güven geliştirici davranışlar:

1. İnsanlara gülümseyelim: Gülümseme kendinize ve çevrenize güven duygusu verir, korkuyu yener, endişeyi uzaklaştırır ve karamsarlığı yok eder. Tebessüm bizi ve çevremizi rahatlatır. Gülümseme bizim güvenimizi artırmak için iyi bir ilaçtır. Gülümsemenin gücünden yararlanmalıyız.
 
2. Göz teması kurmaya çalışalım: İnsanlarla iletişimde göz teması çok önemlidir. İnsanlara ben dürüstüm, söylemekte olduğum şeye inanıyorum, kendime güveniyorum, seni önemsiyorum mesajlarını iletir. İnsanların gözlerinin içine bakarak iletişim kurmak bize güven duyulmasını sağlar.

3. Zihnimizde olumlu düşünceler oluşturalım: Olumlu düşünceler bizi olumlu hareket etmeye yönlendirir. Zihnimizde olumlu düşünceler olacağı için olumlu olarak hareket ederiz ve güvenimiz artacaktır. Zihniniz bedeninize olumlu mesajlar göndereceği için bedenimiz de dış dünyaya olumlu mesaj verecektir.

4. Beden dilimizi doğru ve uygun şekilde kullanmalıyız. Beden dilimiz ile sözcüklerimiz uyumlu olmalıdır. İletişimde beden dili sözcüklerden daha etkilidir. Neşeliymiş gibi davranırsak neşeli, korktuğumuz halde cesurmuş gibi davranırsak cesur olabiliriz. Beden dilimizle zarif, nazik hareketlerle iletişimi güçlendirmeliyiz.

5. Güzel ve uygun giyinelim: Giyim, kuşamınız, kalitemizi ve kültürümüzü gösterecektir. Güzel giyinmek kendimize güveni artıracak bir yoldur.

6. Kendime güveniyorum mesajı verelim: davranışlarımız, gülümsememiz, konuşmamız kendimize güvendiğimizi ifade etmelidir.

7. Düşüncelerimizi ifade etmek için çaba göstermeliyiz: düşüncelerimizi çekinmeden söylediğimizde kendimize güvenimiz artar ve konuşmak daha da kolaylaşır. Düşüncelerimizi çekinmeden söylemek kendimize güveni artıracak bir yoldur. Programlarda, kalabalık ortamlarda yorum yaparak öneri getirelim, soru soralım, iletişim kurabilmemiz kendimize olan inancımızı arttıracaktır.

8. Düşüncelerimizi doğru olarak ifade etmeliyiz: Söylediğimiz sözler doğru olmalı ama uygun bir şekilde ve insanları üzmeden, kırmadan ifade etmeliyiz. Ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz önemlidir. 9. Kendimize güvenelim: bunun yolu kendimizi başarılı olarak düşünmektir. Güvenli düşünmek için, güvenli hareket etmeliyiz.

10. Yürürken daha hızlı yürüyelim: duruş ve hareket hızımızı değiştirerek tutumlarımızı da değiştirebiliriz. Omuzlarımızı geri çekelim, kafamızı dik tutalım, biraz daha hızlı yürüyelim. Beden hareketlerimiz beyin hareketlerimizin bir sonucudur. Biraz hızlı yürümek kendimize güvenimizi artırmamıza yardımcı olur.

Güvenli düşünceler, güvenli davranışlar üretir. Düzenlenmiş davranışlar duyguları değiştirir. Biri ile tanışırken güvenli davranmalıyız. Karşınızdaki kişilerle sıcak bir şekilde tokalaşmalıyız. İlk beden teması tokalaşmadır, önemsemeliyiz. Sizinle tanıştığımıza memnun oldum diyerek gülümsemeliyiz. İlk izlenimler dört saniyede oluşur, tanışmalarda doğru bir izlenim vermeliyiz.

GÜVEN

   Kodak firmasının kurucusu Eastman, basit bir film makinesi ile 1935'li yıllarda Afrika'daki vahşi hayvanların fotoğraflarını çok yakından çeker ve daha sonra bunları evinde yakın dostlarına gösterir.

Hayvanların bu kadar yakından filme alınmış olmasının heyecanıyla içlerinden birisi dayanamaz; "Aziz dostum, bu işi nasıl becerdin?" diye sorar.
O da cevaben; "Yanıma güvendiğim bir avcı aldım. Makinenin 10 metre kadar önüne hayalî bir çizgi çizdim. Avcıya, ben film çekerken herhangi bir hayvan bu çizgiyi geçme teşebbüsünde bulunursa onu derhal vur, dedim." der. Dinleyenler şaşırır ve hep bir ağızdan; “insan bu kadar tehlikeli bir işe nasıl teşebbüs edebilir, ya avcı vurmasaydı?” diye sorduklarında; -“Dostlarım, hayatta başarılı olmak istiyorsanız, birlikte çalıştığınız insanlara güvenmeyi öğrenmelisiniz” diye cevap verir.
YGS VE LYS ‘de doğru tercihler, iyi bir üniversiteye girmek için çok önemlidir.

1- Tercihinize ve geleceğinize karar verme sorumluluğunun yalnızca size ait olduğunu önemseyin. Son karar sizin olmalıdır.

 2- En çok istediğiniz programdan itibaren tercih ettiğiniz bölümleri sıralamalısınız.

 3- Tercihlerinizi bir alttaki tercihinizle karşılaştırarak önceki tercihinizin daha çok istediğiniz bir bölüm olmasına dikkat etmelisiniz.

4- Tercihlerinizi yaparken muhakkak bir uzmandan yardım almalısınız. Tercih listesi kişiye özeldir. Arkadaşlarınızın sıralaması sizin için geçerli değildir.

 5- Üniversite adayları, toplam 30 tercih yapabileceklerdir.

6- Öğrenciler tercih listesinde, sadece gerçekten yerleşmek istediği yükseköğretim programlarına yer vermelidir.

 6- Okul türü, alan, bölüm, yaş, sağlık, cinsiyet vb. koşullarına uygun bölümleri tercih etmelisiniz.

 7- Seçilen yükseköğretim programının özel koşulları titizlikle gözden geçirilmelidir. Bu bölüm yeterince incelenmediği için öğrenciler yerleştirildiği halde kayıt yaptıramamaktadır. (sağlık durumu, gözlük kullanımı gibi)

 8- Geleceğin meslekleri konusunda araştırma yaparak teknik bilgi desteği almalısınız. ( Rehber Öğretmenler, Eğitim Uzmanları, Meslek Elemanları, Meslek Odaları, Gazeteler, İnternet vb. )

 9- Puanlarınıza göre tercihlerinizi yaparken göz önünde tutmanız gereken en önemli nokta AOÖP’nin alan içi tercihlerde 0,15; alan dışı tercihlerde 0,12 katsayı ile çarpılacağıdır. Alanınıza yönelik ek puanın ise 0.06 olduğudur.

 10- Yerleştirme puanlarınızı, yüzdelik dilimlerinizi ve başarı sıralamalarınızı tercih etmeyi düşündüğünüz bölümlerin taban puanları, yüzdelik dilimleri ve geçen yıl o bölümü en son kazananların sıralamalarıyla karşılaştırmalısınız.

 11- Yeni açılan bölümlerin tablolarda puanları belirli olmadığı için diğer üniversitelerle karşılaştırarak ve istek sırasına göre listenizde yer vermelisiniz.

 12- Tercih yapmadan önce, tercih listesindeki alanların çalışma koşulları, gerektirdiği nitelikler, gelecekteki durumunu öğrenmelisiniz.

 13- Kişisel özelliklerinizin yatkın olduğu alanları fark etmelisiniz.

 14- Tercih listesinde yer vermeyi planladığınız üniversitelerin eğitim programı, sosyal koşulları, kampus koşulları hakkında bilgiye sahip olmalısınız.

 16- Seçmek istediğiniz bölümlerin 5 yıl önceki, şimdiki ve 5 yıl sonrası durumu hakkında bilgi edinmeye çalışmalısınız.

 17- Yeni açılan üniversite ve programları dikkatle takip etmelisiniz.

 18- Ortak alan tercihlerini dikkatle yapmalısınız. 

 19- Meslek Lisesi çıkışlı adaylar, sınavsız geçişi göz önünde bulundurmalıdır. Sınavsız geçişin kriterleri dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir.

 20- Adaylar özel yetenek sınavlarında istedikleri kadar üniversiteye müracaat edebilirler. Özel yetenek sınavında başarılı sayılan aday, kayıt yaptırmasa dahi ilgili bölüme yerleştirildi olarak kabul edilir ve bir sonraki yıl puanı düşecektir.

 21- Okul birincisi olan adaylar kendileri için ayrılan bu kontenjana sadece mezun oldukları yıl bir defaya mahsus kullanabilirler.

 22- Farklı puan ve alan tercihi yapılabilir ancak bu durumun zorlukları olacaktır. 

 23- Yüzdelik dilimler ve puanlar fikir vermek amacıyla kılavuza konulmaktadır. Adayların yüzdelik dilimlerinin ve puanlarının tam karşılığı olmayabilir.

 24- Hangi tablodan kaç tercih yapabileceğinizi göz önünde tutarak, tabloları dikkatli ve ayrıntılı olarak incelemelisiniz.